Topluluğa sorularınızı sormak veya başkalarına yardımcı olmak için forumumuzu ziyaret edin

SÖZLÜK » Cornell belirtisi

Cornell belirtisi

Cornell belirtisi, kalbin sol ventrikülünün genişlediği ve kalınlaştığı bir durum olan sol ventrikül hipertrofisini (LVH) teşhis etmek için yaygın olarak kullanılan tıbbi bir bulgudur. Adını, 1950’lerde bu bulguyu ilk kez tanımlayan Amerikalı kardiyolog Walter Cornell’den almıştır.

Cornell’in işaretini kullanarak LVH’yi teşhis etmek için, kalbin elektriksel aktivitesini ölçmek üzere bir elektrokardiyogram (EKG) yapılır. EKG spesifik olarak aVL derivasyonundaki R dalgası ile V3 derivasyonundaki S dalgası arasındaki voltaj farkını ölçer ve bunu V3 derivasyonundaki S dalgasının voltajına ekler. Bu değerlerin toplamı erkeklerde 2,8 mV’den veya kadınlarda 2,0 mV’den büyükse, LVH varlığını gösterir.

Cornell’in işaretinin arkasındaki mantık, LVH’nin sol ventrikülün kütlesinin ve kalınlığının artmasına yol açması ve bunun da kalpteki elektriksel aktivitenin voltajını artırmasıdır. Cornell’in işareti için EKG’de kullanılan spesifik derivasyonlar sol ventriküle yakınlıklarına göre seçilmiştir.

Cornell’in işaretinin özellikle hipertansiyonu olan hastalarda LVH teşhisi için yüksek hassasiyet ve özgüllüğe sahip olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte, dal bloğu veya Wolff-Parkinson-White sendromu gibi kalbin elektriksel aktivitesini etkileyen diğer durumları olan hastalarda o kadar doğru olmayabilir.

LVH’yi teşhis etmek için kullanılmasının yanı sıra Cornell’s işareti kalp krizi ve inme gibi kardiyovasküler olay riskinde artışla da ilişkilendirilmiştir. Cornell belirtisi pozitif olan hastalarda bu olayların riskini azaltmak için daha ileri değerlendirme ve yönetim gerekebilir.

Sonuç olarak Cornell belirtisi, elektrokardiyogramda aVL derivasyonundaki R dalgası ile V3 derivasyonundaki S dalgası arasındaki voltaj farkını ölçerek sol ventrikül hipertrofisini teşhis etmek için kullanılan tıbbi bir bulgudur. Özellikle hipertansiyonu olan hastalarda LVH tanısı için yüksek duyarlılık ve özgüllüğe sahiptir ve ayrıca artmış kardiyovasküler olay riski ile ilişkilidir.