Topluluğa sorularınızı sormak veya başkalarına yardımcı olmak için forumumuzu ziyaret edin

SÖZLÜK » Adie sendromu

Adie sendromu

Adie’nin tonik göz bebeği veya Holmes-Adie sendromu olarak da bilinen Adie sendromu, göz bebeklerini etkileyen nörolojik bir bozukluktur. Işığa zayıf tepki veren ve bulanık görmeye neden olabilen yakın nesnelere yavaş tepki veren genişlemiş bir göz bebeği ile karakterizedir.

Adie sendromu, ışık ve yakın görüşteki değişikliklere yanıt olarak göz bebeğinin boyutunu düzenleyen iris kaslarını kontrol eden parasempatik sinirlerin hasar görmesinden kaynaklanır. Bu hasar enfeksiyon, travma veya sinirlerin iltihaplanmasına bağlı olabilir. Bazı durumlarda sendromun nedeni bilinmeyebilir.

Adie sendromunda genişlemiş göz bebeğine genellikle ışığa karşı azalmış veya hiç olmayan refleks tepkisi, yakın nesnelere karşı yavaş tepki ve etkilenen uzuvda azalmış veya hiç olmayan derin tendon refleksleri eşlik eder. Diğer semptomlar arasında bulanık görme, odaklanma güçlüğü ve ışığa karşı hassasiyet yer alabilir. Adie sendromunun semptomları loş ışık koşullarında daha belirgin olabilir.

Adie sendromunun teşhisi semptomlar ve fizik muayenenin bir kombinasyonuna dayanır. Göz bebeği genişlemesi, etkilenen göze bir ışık tutularak doğrulanır, bu da göz bebeğinin yavaşça daralmasına veya hiç daralmamasına neden olur. Diğer testler refleks tepkilerinin kontrol edilmesini ve etkilenen uzvun sinir hasarı belirtileri açısından incelenmesini içerebilir.

Adie sendromu için özel bir tedavi yoktur, çünkü durum genellikle zaman içinde kendiliğinden düzelir. Bazı durumlarda, iris kaslarını uyarmak ve göz bebeği tepkisini iyileştirmek için pilokarpin veya diğer kolinerjik ilaçlar gibi ilaçlar reçete edilebilir. Bulanık görme ve diğer görsel semptomları yönetmeye yardımcı olmak için göz damlaları veya gözlükler de önerilebilir.

Adie sendromu nispeten nadir görülen bir durumdur ve sendromlu bireylerin çoğu, birkaç uzun vadeli komplikasyonla iyi bir prognoza sahiptir. Bununla birlikte, bazı durumlarda, sendrom altta yatan nörolojik veya otoimmün bozukluklarla ilişkili olabilir ve bu da daha fazla değerlendirme ve tedavi gerektirebilir.